Ben oturmuş güzel güzel Barca - Shakthar maçını izlerken, Ertem Şener'in geçmiş Süper Kupa maçlarından yola çıkarak hazırlanmış istatistikleri okumasıyla kanalı değiştirdim. Ne dedi Ertem Şener. Hiç bir Süper Kupa finali 0-0 bitip uzatmaya taşınmamış. O an hissettim maçın 0-0 biteceğini :) .Geçtim seyir zevki TSL ortalamasının üzerinde olan BJK - Antep maçına ve sonra da yazının başlığını oluşturan Rıdcan Dilmen'in yorumcu olduğu % 100 Futbol'u izledim.
Rıdvan Dilmen'in futbolculuğunu bilmem. Bazıları en yetenekli Türk futbolcu olduğunu iddia ederler. Ama bildiğim bir şey var, yorumculuğu kesinlikle futbolculuğuna benzemiyor. Yorumları zaman zaman bayağılaşıyor ve objektif değil ama yine de izliyorum. Çünkü, halk ağzıyla konuşuyor, geyik yapmayı biliyor ve özellikle Fenerbahçe puan kaybettiğinde sinirle karışık yorumları baya güldürüyor. Bugün Beşiktaş - Gaziantep maçından sonra da birkaç "ilginç" yorum yaptı.
Onlardan biri şu. Konu Tabata ve 8 milyon € 'dan açılınca bir ara söz Baros'a geldi (nasıl geldiyse) ve Lyon'un elden çıkartmak istediği oyuncuya 5 milyon € verip alıyorlar, bu yanlış dedi ve dondum kaldım. Adam 15 sene futbol oynamış, teknik direktörlük- menajerlik tecrübesi var, yıllardır yorumculukyapıyor ama şu tespite bak. Ne yapacaktı Lyon? Baros'u düşünmüyoruz kadroda, bedavaya verelim önümüze gelene mi diyecekti? Tabii ki mümkün olduğunca değerine yakın bir bedelle elden çıkarmaya çalışacaktı ve yaptı da. Geldi o 5 milyonluk adam da Gol Kralı oldu. Bu dahiyane mantığa göre Inter Sneijder'i, Bayern de Robben'i, Benfica Saviola'yı alırken büyük hata yaptı. Zaten elden çıkaracaktı Real Madrid, bekleseydiler üçe beşe kapatırlardı nasıl olsa. Galatasaray'ı inceden eleştirecek başka konular bulabilir Rıdvan ama Baros trasnferi ile olmaz o iş.
29 Ağustos 2009 Cumartesi
24 Ağustos 2009 Pazartesi
Galatasaray 4 - Kayserispor 1

Takımın enerjisi ve presi, ortadaki küçük üçgenler, Elano'nun füzesi, Elano-Arda paslaşmaları, Baros'un çalışkanlığı, daima pas yapmaya çalışan bir takım, iyi kapanan ve yıldırıcı sertlikte oynayan bir takıma karşı 4-1 lik galibiyet ve gitgide gelişen bir takım ve artan uyum.
Bu sene de şampiyonluklar göreceğiz Galatasaraaaaay.
23 Ağustos 2009 Pazar
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Galatasaray 5 - Levadia Tallinn 0
Sezonu açtık Levadia maçıyla. Yeni Açık üst'e 3 yıl aradan soınra gittim. Eski açıkta giriş çıkışlar daha rahatmış acı bir tecrübeyle bunu öğrenmiş bulunduk. 1.5 saatte stada girebildik, dolayısıyla ilk gol kaçtı daha önemlisi War Chant ve atkı şovu kaçtı. Neyse güç bela stada girdik de, girdiğimizde de her yer, merdiven boşlukları dahil, doluydu. Bunun iki nedeni olabilir.
Ya fazla bilet basılmıştır ki bu pek mümkün değil, ya da görevlerini layıkıyla yerine getirdiğinden zerre şüphe duymadığım, aldıkları paralar analarınun ak sütü gibi helal (bunlar şaka tabii ki), tam donanımlı (jop, biber gazı, kask vs.) polislerimiz ve stad görevliileri içeriye beleşe adam sokmaktadırlar ki bu daha kuvvetli bir ihtimal. Şimdi buradan polis eğitimi ve polis profili ve polislik mesleği hakkında destan yazılır ama olmaz. Bir fişlenirsek iflah olmayız. Ooooo uğraş dur daha sonra. Maça geçelim bari.
Öncelikle tribünü irdelersem, Yeni Açık'ta maç izlemesine izleniyor da, tribün coşkusunu tam anlamıyla yaşamak imkansız. Eski Açık'taki enerji ve uyumun zerresi yok, en azından benim bulunduğum yerde yoktu. Ama Eski Açık ve Kapalı'nın performansı gayet iyiydi. Takımın performansı tribünlere de yansımış ama tam anlamıyla cehennem havası için takım gibi tribünlere de zaman ve sabır lazım. Ben ağır ve arabesk tezahüratları pek sevmem ama Nevizade Geceleri bir başka söyleniyor. Sonları daha hızlı ve coşkuyla söylenirse tam olacak. Ahmet Çakar da tezahüratlardan nasibini fazlasıyla aldı. En sevindiğim şey ise şu "lalalalalalaylaylay saldır Galaaaaatasaraaaaaaay" tezahüratının nadir yapılmış olması. Geçen senelerde baya uzun sürüyordu bu tezahürat ve baygınlık geçirmemize neden oluyordu.
Takıma gelirsek. Defansta Sabri'nin kademe hataları ve oyunu yavaşlatması Uğur'un önünü açıyor. İnşallah da açar. Orta saha yeterince hızlı oynayamıyor. Pas trafiğinde bazen bir kanatta 7-8 oyuncu birikiyor. Oyun orada sıkışmaya başladığında oyunu rahatlatacak çapraz kısa ve uzun pasları yapamıyoruz. Elano o noktada takıma çok katkı sağlayacaktır. Dün de pek isabetli olmasa da bu pasları attığını gördük. İleride çok daha yüzdeli atacaktır bu pasları o tekniğe ve oyun görüşüne sahip zaten. Baros ve Keita yavaş yavaş ritmini buluyor. Keita daki bu hırs devam ettikçe bu adam çok iş yapar. Baros gibi bir yeniden doğuş ta Keita'dan gelecek bu sene. Aydın hakkında istikrarsız yazmaktan bıktım. Onun yüzünden yazılan yazılar da istikrarsız oluyor. Kewell her türlü oynar bu takımda. Arda her zamanki Arda anlatmaya gerek yok.
İyi bir defansif kurguya sahip Kayserispor karşısında bizim çilingirlere büyük görev düşüyor. Kazasız belasız seriye devam etmek ümidiyle. Bu iş olacak.
Ya fazla bilet basılmıştır ki bu pek mümkün değil, ya da görevlerini layıkıyla yerine getirdiğinden zerre şüphe duymadığım, aldıkları paralar analarınun ak sütü gibi helal (bunlar şaka tabii ki), tam donanımlı (jop, biber gazı, kask vs.) polislerimiz ve stad görevliileri içeriye beleşe adam sokmaktadırlar ki bu daha kuvvetli bir ihtimal. Şimdi buradan polis eğitimi ve polis profili ve polislik mesleği hakkında destan yazılır ama olmaz. Bir fişlenirsek iflah olmayız. Ooooo uğraş dur daha sonra. Maça geçelim bari.
Öncelikle tribünü irdelersem, Yeni Açık'ta maç izlemesine izleniyor da, tribün coşkusunu tam anlamıyla yaşamak imkansız. Eski Açık'taki enerji ve uyumun zerresi yok, en azından benim bulunduğum yerde yoktu. Ama Eski Açık ve Kapalı'nın performansı gayet iyiydi. Takımın performansı tribünlere de yansımış ama tam anlamıyla cehennem havası için takım gibi tribünlere de zaman ve sabır lazım. Ben ağır ve arabesk tezahüratları pek sevmem ama Nevizade Geceleri bir başka söyleniyor. Sonları daha hızlı ve coşkuyla söylenirse tam olacak. Ahmet Çakar da tezahüratlardan nasibini fazlasıyla aldı. En sevindiğim şey ise şu "lalalalalalaylaylay saldır Galaaaaatasaraaaaaaay" tezahüratının nadir yapılmış olması. Geçen senelerde baya uzun sürüyordu bu tezahürat ve baygınlık geçirmemize neden oluyordu.
Takıma gelirsek. Defansta Sabri'nin kademe hataları ve oyunu yavaşlatması Uğur'un önünü açıyor. İnşallah da açar. Orta saha yeterince hızlı oynayamıyor. Pas trafiğinde bazen bir kanatta 7-8 oyuncu birikiyor. Oyun orada sıkışmaya başladığında oyunu rahatlatacak çapraz kısa ve uzun pasları yapamıyoruz. Elano o noktada takıma çok katkı sağlayacaktır. Dün de pek isabetli olmasa da bu pasları attığını gördük. İleride çok daha yüzdeli atacaktır bu pasları o tekniğe ve oyun görüşüne sahip zaten. Baros ve Keita yavaş yavaş ritmini buluyor. Keita daki bu hırs devam ettikçe bu adam çok iş yapar. Baros gibi bir yeniden doğuş ta Keita'dan gelecek bu sene. Aydın hakkında istikrarsız yazmaktan bıktım. Onun yüzünden yazılan yazılar da istikrarsız oluyor. Kewell her türlü oynar bu takımda. Arda her zamanki Arda anlatmaya gerek yok.
İyi bir defansif kurguya sahip Kayserispor karşısında bizim çilingirlere büyük görev düşüyor. Kazasız belasız seriye devam etmek ümidiyle. Bu iş olacak.
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Gaziantepspor 2 - Galatasaray 3

Buraya yazacağım yorumlar 7 bira içildikten sonra yazılmış yorumlar olup tarafsızlığı konusunda ciddi şüpheler uyandırabilir :)
* Ben ilk defa futbolcunun oyuncu değişikliği sırasında sahadan çıkacağı yere müdahele edildiğini gördüm. Belki kurallar değişmiştir ama garip geldi. Arda oyundan çıkarken hakem tarafından sahanın arkasından çıkması önerildi kabul görmeyince "buranın ağası benim ulen" tarzında bir sarı kart yedi. Buradan tüm sövgülerimi "hakeme" yolluyorum.
* Maçın genelinde Galatasaray'ımın oyunundan çok memnun değilim. Sağ bekte sağ açıktan bozma Mehmet Yozgatlı sol bekte sola açık / forvet arkasından bozma Olcan'ın olduğu takıma karşı yeterli baskıyı kuramadığımızı düşünüyorum.
* Mustafa Sarp Ayhan ikilisi ile bu lig bitmez. Mustafa Sarp gol attı, çalışkan bir görüntü çizdi ama hala bu takımda ilk 11 çıkacak seviyede değil. Ama ilk görüşlerimin aksine rotasyonda yer bulacak bu azmiyle devam ederse.
* Sabri hakkında yeni bir şey yazamayacağım. Aynı Sabri işte. Nerdesin geleceğin kaptanı Uğur'unıuz.
* Arda Arda Arda Kaptan Kaptan Kaptan... Üçüncü golün asistine kadar maçın adamı için Julio ve Deumi öne çıkmıştı ama Arda yine büyük oyuncu olduğunu gösterdi. O münasebetsiz hakem yüzünden moralini bozmasın. Prim yaptı aklınca Arda'ya kart göstererek.
* Baros daha hazır değil. Nonda geliyor arkadan dikkat etse iyi olur :)
* Ve son olarak biraz daha sabır. Maç sonu Rijkaard ve Neeskens'in görüntüleri herşeyi anlatıyor. Bu bir "takım" işi.
8 Ağustos 2009 Cumartesi
Sezon İddaa İçin de Başlıyor
2.5 aydır bahis oynamıyordum. Bugünden itibaren tekrar başlıyorum. Ligler şekillenmeden yüklü bahis yapmamak lazım. Önce ligler bir şekillensin sonrasına bakarız. Bu haftasonu için tamamen rastgele bir kupon yapacağım. Tutarsa ne ala. İşte maçlarım :)
164 Mainz - Bayer Leverkusen: Üst - 1.55
Tamamen iki takımın oyun karakterlerine dayalı bir tahmin. Leverkusen'in 2 hazırlık maçını izledim. İyi pas yaparak, hızlı hücuma çıkıyorlar. Renato Augusto ve Eren formda bir görüntü verdi. Mainz'ın da iç sahadaki gollü maçları beni üst seçeneğine yöneltti.
257 Sivasspor - Trabzonspor : 1 - 2.3
Sivasspor 5-0 ın ardından kindar bir hırs içinde. Bu kısa vadede avantaj gibi duruyor ama uzun vadede zararlı sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Trabzon maçına da kendilerini kanıtlama motivasyonuyla çıkacaklar. Kalede de Tolga Zengin olursa Sivas kazanır.
267 Monaco - Toulouse : 0 - 2.7
Bunun açıklaması yok. Maçın duruşu beraberlik kokıyor :)
329 A.Wien - Wieter N. : üst - 1.55
233 Trelleborg - Malmo : alt - 1.55
376 Flamengo - Corinthias : 1 - 1.8
Corinthias 3 oyuncusunu satınca tğm dengeleri bozdu. 4 maçtır kazanamıyorlar.
387 Gremio Barueri - Gremio : üst - 1.55
410 İnternacional - Sport Recife : 1 - 1.45
8 maç fazla olmuş. İkisini, 387 ve 329'u çıkardım. Son haliyle kupon
164 - Üst
257 - 1
267 - 0
233 - Alt
376 - 1
410 - 1
1 e 39., 5 e 195.
Mor Forma
Forma konusunda tutucuyum. Sarı kırmızı olacak. İlla farklı bir forma isteniyorsa düz sarı, düz kırmızı renk tonları açılıarak veya koyulaştırılarak ve ters rengin ince şeritleri formaya konularak farklı formalar elde edilebilir.Bir de beyaz yaparsın olur biter. Ligdeki takımların renkleri belli. Parçalının karışabileceği takımlar kırmızı rengi içinde bulunduranlar. Kırmızı- siyah, kırmızı - beyaz ve sarı kırmızı. İlk ikisine düz sarı, diğerine beyaz forma giyersin ne mora gerek kalır ne de mor için bir sebep aramana. Tamam hikaye hoş, tasarım da sade ve güzel ama arkadaş MOR yav. Ne alaka git Ordu'ya ver formayı. O formayı alan arkadaşlardan ricam o formayla tribüne gitmesinler. Sarı - Kırmızı bütünlüğünü bozmasınlar. İç saha maçlarına mor formayla çıkmak ta ayrı bir gariplik. Hadi dış sahada mecbur kalınca giy de iç sahada silah mı dayadılar. Pazarlama stratejisi olmasını temenni ediyorum.
7 Ağustos 2009 Cuma
UEFA Avrupa Ligi Play-Off Eşleşmeleri
Hiçbir maçını izlemedim bu takımın. "Şampiyonlar" elemesinin 2. eleme turunda son iki senenin Polonya şampiyonu Wisla Krakow'u elemişler. 3. eleme turunda ise Macaristan şampiyonu Debrecen'e iki maçta da 1-0 yenilerek elenmişler. Bir önceki senenin Şampiyonlar Ligi öneleme 1. turunda ise Drogheda United'a elenmişler. Estonya takımı olması ve Avrupa'da oynadığı maçların az gollü geçmesi savunma ağırlıklı bir takım oldukları izlenimini veriyor. Bekleyip göreceğiz ama isterlerse 0-0-0 oynasınlar tur yine de bizim.
Trabzonspor Toulouse
Shakthar Donetsk - Sivasspor
Sion - Fenerbahçe
Tüm eşleşmeler burada
4 Ağustos 2009 Salı
FM Efsanelerinin Gerçek Hayattaki Transferleri
Bu oyunun yıldız adayları, Lulinha, Kerlon vb. kötü örnekler olsa da, bana tutarlı gelir. Aşağıda ben FM oynarken yıldızlaşan isimlerin gerçek futbol piyasasında son dönemlerde yaptığı transferler var.(Transfer Bilgileri www.transfermarkt.co.uk)
* Zuculuni - Hoffenheim 4.5 Milyon €
* Christian Benitez - Birmingham City 9 Milyon €
* Keirrison - Barcelona 14 Milyon €
* Ben Sahar - Espanyol 1 Milyon €
* Goitom - Almeria 2.3 Milyon € (Piatti - Goitom seneye iç sahada banko Almeria :)
* Kolodzieczak - Lyon 2.5 Milyon €
* Matias Fernandez - Sporting Lizbon 4 Milyon €
* Ramires - Benfica 7.5 Milyon €
* Rafael Carioca - Spartak Moskova 8 Milyon €
* Tomas Necid - CSKA Moskova 5 Milyon €
* Zuculuni - Hoffenheim 4.5 Milyon €
* Christian Benitez - Birmingham City 9 Milyon €
* Keirrison - Barcelona 14 Milyon €
* Ben Sahar - Espanyol 1 Milyon €
* Goitom - Almeria 2.3 Milyon € (Piatti - Goitom seneye iç sahada banko Almeria :)
* Kolodzieczak - Lyon 2.5 Milyon €
* Matias Fernandez - Sporting Lizbon 4 Milyon €
* Ramires - Benfica 7.5 Milyon €
* Rafael Carioca - Spartak Moskova 8 Milyon €
* Tomas Necid - CSKA Moskova 5 Milyon €
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Geçtiğimiz Haftanın Transferleri
* İbrahimovic - Eto'o takası gerçekleşti. 50 Milyon € + Etoo'o. İki taraf ta için de gayet iyi transfer. İbrahimovic'in sisteme uymaması gibi bir ihtimal yok bence. Ben bile oynarım lan o adamlarla.Keirrison'u da alıp Benfica'ya kiraladılar. Benfica kadroyu iyice abarttı bakalım yine hüsran mı olacak sonu?
* Peter Crouch Tottenham'da. Robbie Keane, Bent, Pavyluchenko. Defoe. En zayıf halka Bent gidici. Zokora'nın yerini nasıl dolduracaklar orası şüpheli. Defans sakatlıklardan nakavt. Son üç sezonda ilk 5 maçta en fazla 4 puan toplayabilmişler. Bu sezon da benzer bir durum ortaya çıkabilir.
* Şu Morientes 1 maç olsun Galatasaray forması giysin Türk medyası için. Sonra futbolu mu bırakıyor, Katar'a mı gidiyor ne yaparsa yapsın. Marsilya'da başarılar. Severim kendisini.
* Arbeloa Real Madrid'de. Ulan Sabri - Oleguer- Arbeloa üçlüsü kadar balık adam görmedim. Arbeloa artık tavan yaptı. Liverpool'da iken takıma yakıştıramazdım. Real Madrid'in şu kadrosuna zaten olmaz. Yedek olarak alınsa bile mantıklı bulmadım bu transferi.
* Gomis Lyon'da. Lopez-Gomis ikilisi çok iş yapar. Benzema'dan gelen paraya azıcık ekleyip Lopez ve Gomis'i aldılar. Lopez'den kar etmeleri biraz zor ama Gomis'i 3 katı gibi bir paraya satabilirler. Sonra bir Gomis bulrlar onu da aldıklarının üç katına satarlar, bu böyle devam eder.
* Martins Wolfsburg'ta. Overrated denilince aklıma gelen ilk isimlerden Martins. Dzeko gidiyor mu acaba?
* Kolo toure Manchester City'de. İlk 4 hedefi daha ulaşılabilir görünüyor bu transferle. Arsene Wenger "değerini bulanı satarım" mantığına devam ediyor. Merakla bekliyorum Arsenal'i.
* Bojinov ve Panucci Parma'da. Bojinov sakatlanmamayı başarırsa geldiği yere dönmemek için güzel hamleler Parma'dan.
* Arıza çıkaran Hleb kiralık olarak Stuttgart'ta. Pogrebnyak da 5 milyon € karşılığında Stuttgart'a geçmiş.
* Heinze Marsilya'da. Bonnart - Diawara - Heinze - Taiwo dörtlüsü. Çok sağlam gelmedi bana.
* FM efsanesi Rosina Zenit'te. Bir türlü izleyemedim doğru dürüst. Yine fırsat bulamayacağım gibi.
* En nefret ettiğim forvetlerden biri olan Cruz da Lazio'ya gitmiş. Bu adam yüzünden Pandev ve Zarate'den birini izleyemezsem yazık olacak.
* Peter Crouch Tottenham'da. Robbie Keane, Bent, Pavyluchenko. Defoe. En zayıf halka Bent gidici. Zokora'nın yerini nasıl dolduracaklar orası şüpheli. Defans sakatlıklardan nakavt. Son üç sezonda ilk 5 maçta en fazla 4 puan toplayabilmişler. Bu sezon da benzer bir durum ortaya çıkabilir.
* Şu Morientes 1 maç olsun Galatasaray forması giysin Türk medyası için. Sonra futbolu mu bırakıyor, Katar'a mı gidiyor ne yaparsa yapsın. Marsilya'da başarılar. Severim kendisini.
* Arbeloa Real Madrid'de. Ulan Sabri - Oleguer- Arbeloa üçlüsü kadar balık adam görmedim. Arbeloa artık tavan yaptı. Liverpool'da iken takıma yakıştıramazdım. Real Madrid'in şu kadrosuna zaten olmaz. Yedek olarak alınsa bile mantıklı bulmadım bu transferi.
* Gomis Lyon'da. Lopez-Gomis ikilisi çok iş yapar. Benzema'dan gelen paraya azıcık ekleyip Lopez ve Gomis'i aldılar. Lopez'den kar etmeleri biraz zor ama Gomis'i 3 katı gibi bir paraya satabilirler. Sonra bir Gomis bulrlar onu da aldıklarının üç katına satarlar, bu böyle devam eder.
* Martins Wolfsburg'ta. Overrated denilince aklıma gelen ilk isimlerden Martins. Dzeko gidiyor mu acaba?
* Kolo toure Manchester City'de. İlk 4 hedefi daha ulaşılabilir görünüyor bu transferle. Arsene Wenger "değerini bulanı satarım" mantığına devam ediyor. Merakla bekliyorum Arsenal'i.
* Bojinov ve Panucci Parma'da. Bojinov sakatlanmamayı başarırsa geldiği yere dönmemek için güzel hamleler Parma'dan.
* Arıza çıkaran Hleb kiralık olarak Stuttgart'ta. Pogrebnyak da 5 milyon € karşılığında Stuttgart'a geçmiş.
* Heinze Marsilya'da. Bonnart - Diawara - Heinze - Taiwo dörtlüsü. Çok sağlam gelmedi bana.
* FM efsanesi Rosina Zenit'te. Bir türlü izleyemedim doğru dürüst. Yine fırsat bulamayacağım gibi.
* En nefret ettiğim forvetlerden biri olan Cruz da Lazio'ya gitmiş. Bu adam yüzünden Pandev ve Zarate'den birini izleyemezsem yazık olacak.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)