Bu İzmir güzel memleket yahu. Yok sadece kızları güzel olduğu için söylemedim. Şehir insanı yormuyor, hava aşırı soğuk değil, eğlenebileceğin kafe, bar, sinema vs. mevcut. Buranın halkından da şu ana kadar bir "yamuk" görmedim. Yaşanabilir bir şehir kısacası.En güzel baharda İzmir'de olmak diyorlar ama ben daha onu tadamadım.
Dün akşam Bornova Belediye - Galatasaray maçı vardı Halkapınar'da. Bende hazır İzmir'de iken, uzun süredir de basketbol maçına gitmemişken, bu fırsatı kaçırmayayım dedim ve salonun yolunu tuttum ama aslan parçaları 6 maçlık galibiyet serisini, benim cenabetliğimin de katkısıyla, sürdüremediler ve yenildik.
Maç baya garipti aslında. İki takım da hayatı boyunca savunma yapmamış gibiydi.Bornova maça oldukça hızlı bir giriş yaptı. Atletik oyuncuları ve hızlı hücumlarıyla, bizim takımın geriye koşmamasını da fırsat bilerek, "noluyo lan" demeye kalmadan 18-4 yaptılar skoru. Sonra bu seri içinde yaptıkları güzel bir alley-oopun etkisinde kalan Bornova'lı oyuncular üst üste böyle şova dönük şut,pas vs deneyerek laçkalaşınca ve biz de uyanınca skor bir anda bizim lehimize 19-18 oldu. 2. periyotu pek dikkatle izleyemedim o ara tezahüratlara falan dalmışım ama karşılıklı atıyodu sanki iki takımda :)
3. periyotta ise iki takım da savunmayı tamamen bırakınca All-Star havasında bir maç oynandı. Hızlı hücumlar, potayı görenin üçlük sallaması, hiçbir sete daytanmayan hücumlar izledik. Nispeten hücumda etkili oynayan Bornova bu periyottan karlı çıktı.Bu periyotta yediğimiz 25 sayı da savunmanın halini gözler önüne sermeye yeterli.
4. Periyota Can Akın'ın önderliğinde Bornova hızlı bir giriş yaptı. Bilmeyenler için Can Akın bizim takımın sakatlıktan yeni çıkmış oyun kurucusu. Olur böyle şeyler maç oynamadan ısınılmaz diyoruz ama bu kadar da kritik yerde Can Akın ile son periyosa başlamak pek akıl karı değil gibi. Bu periyodun başında oyuncularımızın ısrarlı üçlük denemeleri başta sonuç vermediyse de, periyodun son 3 dakikasına girerken Evren'in üçlüğü ile skoru 75-74'e getirerek farkı bir sayıya indirdik. Maçın kırılna anı ise bu anda yaşandı. Oldukça iyi savunulan bir pozisyonda Bornova'lı oyuncunun dip çizgiden salladığı üçlük potanın arkasından dip çizgide bekleyen oyuncunun eline düştü ve buradan bulunan iki sayı tüm psikolojik avantajı Bornova'ya geçirdi.Ondan sonrası nafile atışlar, taktik fauller ile tamamlandı ve boynu bükük ayrıldık salondan.Maç içinde en fazla merak ettiğim istatistik ise takım olarak kaç top çaldık acaba ? Ben hatırlamıyorum da pek.
Tribünlere gelirsek tatminkar bir seyirci vardı salonda.Tabi bunu Türkiye ortalamalarına ve hafta içi olmasına dayanarak söylüyorum. Yoksa o güzel salon dolsa süper olur tabi.Devre arasına girerken Bornova tribününden bizim tarafa doğru fener atkısı gösterilince ortamın küfür katsayısı bir anda tavan yaptı. Yani, biraz tribün adabı görmüş gibi orada o atkının açılmayacağını bilir. Onu geçtim Bornova'yı destekleyenler neden engellemez o atkıyı açanı o da ayrı konu. Yiyorsa git Karşıyaka - Galatasaray maçında aç.Bornova'yı destekleyebilirsin sırf karşıda Gs olduğu için ama, o atkıyı açmak ayıp.
Bir eleştiri de bizim tribünlere. Maç sonu Emre Belözoğlu ve Fenere edilen tezahüratların manası ne anlamış değilim. Hani öyle feeeeerpleyci değilim ama eğlenmekse amaç, sen var ya sen, nevizade geceleri söylersin, üçlü çekersin olur biter. Hadi Fener'e de geçirelim biraz da 20 dakika Fener'e sallamaya ne gerek var. Maç içindeki performansa zerre lafım yok ama maç sonu olmadı bence.
Son olarak da basketbol maçında da atmosfer gayet güzel oluyormuş, beklemediğim kadar eğlendim. Gitmemezlik etmeyin bence
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Basketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ocak 2010 Perşembe
19 Kasım 2009 Perşembe
Hiçbir Yenilgi Bu Olay Kadar Kahretmedi
Haftasonu, bütçesi seninkinin 3-4 katı olan ezeli rakibini korakor bir mücadelede yenmişsin. Haftaiçi ortaya çıkana bak. Başlıkta dediğim gibi hiçbir mağlubiyet, başarısızlık bu kadar üzücü olamaz.
Olayın 1. dereceden sorumluları olanlar (Ahmet Dedehayır hariç) zaten şu an kendilerine yeni bir iş aramaktalar. Kulübe verdlkleri onarılamaz zarardan dolayı arma sevdalıların da bol bol ahını aldılar. Olaya çakallık, kurnazlık bile diyemiyorum, çünkü yapılan işte en ufak bir zeka pırıltısı yok. Tamamıyla ahmaklık.
Olayın ilginç yanı Cemal'in oynadığı maçlarda rakiplerin koçlarının Murat Didin ve Tolga Öngören olması.Sanırım Okan Çevik, rakip koçlara,"yav hacı, zaten pivot yok bizde, bir de Cemal olmazsa maçın boku çıkar, oynasın kerata" dedi. Murat Didin ile Tolga Tekinalp de maçın tadı kaçmasın diye kabul ettiler. Lan halısaha maçında bizim yaptığımız gibi aynı. Takımları dengeli kuralım da maç zevkli olsun mantığı.Statüymüş, kuralmış, cezaymış pehhh.
İşin diğer bir saçma tarafı da oyuncunun cezasını hazırlık maçında çekebiliyor olması.Daha caydırıcı olur tabi, bravo bu kuralı uygulayanlara da.
Şunu da belirteyim, bu olay vesilesiyle yine en hafif tabirle söylüyorum "leş kargaları-kanaryaları" hemen ortaya çıktı ama ölen biri yok o yüzden fazla dolanmasınlar ortalıkta.
Sonuç olarak TBF ligden düşürme dahil her cezayı verebilir. Ben şu ana kadar olan maçların hükmen sayılması ya da toplu puan silme gibi bir ceza bekliyorum (ikisi birlikte de olabilir). Böyle bir salaklık ile koskoca camiayı zor durumda bıraktıkları için de tekrar "alkışlıyorum" basketbol şubesini.
Olayın 1. dereceden sorumluları olanlar (Ahmet Dedehayır hariç) zaten şu an kendilerine yeni bir iş aramaktalar. Kulübe verdlkleri onarılamaz zarardan dolayı arma sevdalıların da bol bol ahını aldılar. Olaya çakallık, kurnazlık bile diyemiyorum, çünkü yapılan işte en ufak bir zeka pırıltısı yok. Tamamıyla ahmaklık.
Olayın ilginç yanı Cemal'in oynadığı maçlarda rakiplerin koçlarının Murat Didin ve Tolga Öngören olması.Sanırım Okan Çevik, rakip koçlara,"yav hacı, zaten pivot yok bizde, bir de Cemal olmazsa maçın boku çıkar, oynasın kerata" dedi. Murat Didin ile Tolga Tekinalp de maçın tadı kaçmasın diye kabul ettiler. Lan halısaha maçında bizim yaptığımız gibi aynı. Takımları dengeli kuralım da maç zevkli olsun mantığı.Statüymüş, kuralmış, cezaymış pehhh.
İşin diğer bir saçma tarafı da oyuncunun cezasını hazırlık maçında çekebiliyor olması.Daha caydırıcı olur tabi, bravo bu kuralı uygulayanlara da.
Şunu da belirteyim, bu olay vesilesiyle yine en hafif tabirle söylüyorum "leş kargaları-kanaryaları" hemen ortaya çıktı ama ölen biri yok o yüzden fazla dolanmasınlar ortalıkta.
Sonuç olarak TBF ligden düşürme dahil her cezayı verebilir. Ben şu ana kadar olan maçların hükmen sayılması ya da toplu puan silme gibi bir ceza bekliyorum (ikisi birlikte de olabilir). Böyle bir salaklık ile koskoca camiayı zor durumda bıraktıkları için de tekrar "alkışlıyorum" basketbol şubesini.
19 Eylül 2009 Cumartesi
EuroBasket 2009 - Yine Bize Esmer Günler
Yunanistan maçının en sinir bozucu anı hakemlerin götünden uydurduğu 4 saniye ile Yunanistan'ın kazandığı üçlüktü.Sinirimin bozulmasının nedeni yediğimiz basket değil, bu pozisyon karar verilirken ben TV başında çıldırıp hakemlere söverken bizim teknik ekip hiç tepki göstermemesiydi "Ağlamayan çocuğa meme vermezler" derler bu memlekette. Büyük bir haksızlığa uğruyorsun ve en küçük bir tepki yok. İlginç...
Maçı kaybetmemizin en önemli nedeni, Sinan Güler'in maç sonunda dediği gibi, sakin davranamamızdı. Oyuncuların hırsı ve kazanma arzusu maalesef bu sefer ters tepti. Benim aklımda kalan sakin kalamadığımız pozisyonlar şunlar.
* Yukarıda bahsettiğim pozisyonda Ersan pas arası yaptıktan sonra iki oyuncumuz da donup kaldılar ve topa hamle yapamadılar. Baby Shaq da aldı topu sora gelişen olaylar malum.
* Ersan gibi bir oyuncu o pozisyonsa nasıl öyle bir acemilik yaptı anlayamadım. Benim tahminime göre temas alıp basket faul olması için o kadar içeri girdi ve savunmacısının geri çekilmesi sonucu dengesiz bir atış yaptı.
* Bir diğerinde ise aktörümüz Ömer Onan. Son 1 dakika içindeydi yanılmıyorsam. Yine bir pas arasında hızlı çıktık kerem topu Ömer'e aktardı ve Ömer üçlüğü atarak maçı koparmanın hazzını yaşamak isterken evdeki bulgursan olup bir üçlük yiyerek 1 sayı geriye düştük. Sakin kalabilen bir takım orada frene basar ve sete döner. Ama işte aşırı gaz motoru boğuyor.
* Yine Ersan'ınkine benzer bir pozisyonsa Ender'in pas hatası var.
Bu saydıklarım fazlasıyla bariz hatalar. Bir de set hücumlarındaki abuk subuk pas ve şut tercihleri var ki onlara hiç girmeyelim.
Bir de Sinan daha fazla dakikayı hak ediyor, hele hele böyle etkili bir guarda sahip bir takım varken karşınızda.
Koç konusuna gelirsek. Tanjevic 2004 'ten beri bir ekol yaratma amacıyla takımn başında ama saygı duyulan bir ekole sahip olmak için önce istikrar gerekir. Bir şampiyona da deli gibi mücadele edip, birliktelik gösterip, hemen ertesi sene ortaokul takımı gibi oynarsanız bir ekolden söz etmeniz mümkün olmaz.
Oyuncu seçimleri bayadır tartışılıyor. Her zaman zor olanın yıldızları bir arada oynatabilmek olduğunu savunurum. Yıldızla sorun çıkartıyor, takım ruhunu bozuyor deyip onları takımdan şutlamak işin en basiti. Bana Mehmet, Hidayet, Ersan üçlüsünün isteklerini Milli Takım'ın hedefleri doğrultusunda karşılayabilecek bir hoca lazım. Yoksa Mehme2i almayayım. kaya ile Ermal de arıza çıkarıyor."Genç çocukların gıkı çıkmaz, güzel güzel oynatırım" demek kolaycılıktır.
Neyse bir bardak soğuk su içtik. Seneye daha iyi olmasını ummaktan başka yapılabilecek bir şey yok.Yine de gösterdikleri mücadele ve yaşattıklarıo heyecan için takımımıza teşekkürler
Maçı kaybetmemizin en önemli nedeni, Sinan Güler'in maç sonunda dediği gibi, sakin davranamamızdı. Oyuncuların hırsı ve kazanma arzusu maalesef bu sefer ters tepti. Benim aklımda kalan sakin kalamadığımız pozisyonlar şunlar.
* Yukarıda bahsettiğim pozisyonda Ersan pas arası yaptıktan sonra iki oyuncumuz da donup kaldılar ve topa hamle yapamadılar. Baby Shaq da aldı topu sora gelişen olaylar malum.
* Ersan gibi bir oyuncu o pozisyonsa nasıl öyle bir acemilik yaptı anlayamadım. Benim tahminime göre temas alıp basket faul olması için o kadar içeri girdi ve savunmacısının geri çekilmesi sonucu dengesiz bir atış yaptı.
* Bir diğerinde ise aktörümüz Ömer Onan. Son 1 dakika içindeydi yanılmıyorsam. Yine bir pas arasında hızlı çıktık kerem topu Ömer'e aktardı ve Ömer üçlüğü atarak maçı koparmanın hazzını yaşamak isterken evdeki bulgursan olup bir üçlük yiyerek 1 sayı geriye düştük. Sakin kalabilen bir takım orada frene basar ve sete döner. Ama işte aşırı gaz motoru boğuyor.
* Yine Ersan'ınkine benzer bir pozisyonsa Ender'in pas hatası var.
Bu saydıklarım fazlasıyla bariz hatalar. Bir de set hücumlarındaki abuk subuk pas ve şut tercihleri var ki onlara hiç girmeyelim.
Bir de Sinan daha fazla dakikayı hak ediyor, hele hele böyle etkili bir guarda sahip bir takım varken karşınızda.
Koç konusuna gelirsek. Tanjevic 2004 'ten beri bir ekol yaratma amacıyla takımn başında ama saygı duyulan bir ekole sahip olmak için önce istikrar gerekir. Bir şampiyona da deli gibi mücadele edip, birliktelik gösterip, hemen ertesi sene ortaokul takımı gibi oynarsanız bir ekolden söz etmeniz mümkün olmaz.
Oyuncu seçimleri bayadır tartışılıyor. Her zaman zor olanın yıldızları bir arada oynatabilmek olduğunu savunurum. Yıldızla sorun çıkartıyor, takım ruhunu bozuyor deyip onları takımdan şutlamak işin en basiti. Bana Mehmet, Hidayet, Ersan üçlüsünün isteklerini Milli Takım'ın hedefleri doğrultusunda karşılayabilecek bir hoca lazım. Yoksa Mehme2i almayayım. kaya ile Ermal de arıza çıkarıyor."Genç çocukların gıkı çıkmaz, güzel güzel oynatırım" demek kolaycılıktır.
Neyse bir bardak soğuk su içtik. Seneye daha iyi olmasını ummaktan başka yapılabilecek bir şey yok.Yine de gösterdikleri mücadele ve yaşattıklarıo heyecan için takımımıza teşekkürler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)