2 Temmuz 2010 Cuma

FCSirius Maçın Adamı



Bu adamın çok üzerine gidiyorlar diyordum ama haklılarmış. Bu adam gerçekten bir bidon.

30 Haziran 2010 Çarşamba

Lig Karmaları - 2

Lig karmalarına devam.

İtalya (4-4-2-Baklava)



Yedekler: Buffon, Zanetti, Chiellini, Criscito, Samuel, Kjaer, Vargas, Montolivo, Gattuso, Hamsik, Jovetic, Diego, Maggio, Vucinic, Etoo, Pazzini

Diego-Pirlo değişikliği yapıp Sneijder ve Cambiasso'yu geriye çekerek daha ofansif bir kadro yapılabilir. Defansta da sol beke Criscito düşünülebilir.


Almanya (4-2-3-1)



Yedekler: Wiese, Boateng, Westermann, Serdar, Naldo, Jansen, Khedira, Vidal, Kacar, Marin, Kroos, Elia, Cacau, Podolski, Müller, Dzeko

Yedekler diğer takımlara göre biraz zayıf kaldı. Stoperlerin de çok içime sindiği söylenemez.

Fransa (4-3-1-2)



Yedekler: Mandanda, Revelliere, Cris, Rami, Cishokho, Makoun, Sissoko, Kallstrom, Pjanic, Hazard, Gervinho, Bastos, Mevlüt, Chamakh

Fransa Afrika takımlarına benzedi doğal olarak. Defans taiwo dışında zayıf. Kapışamaz diğer liglerle bu haliyle.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Lig Karmaları - 1

Geçen seneki Real Madrid transferlerinin etkisiyle İspanya ve İngiltere Ligleri ile diğer ligler arasındaki uçurumun hem kadro değeri hem de oynanan futbol açısından derinleştiği malum. Patan'ın fikriyle İspanya, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya Liglerinden karma kadrolar çıkarttım. Bu beş lig dışında bir de Türkiye karması yapıp aradaki farkları başka bir yazıda incelemeye çalışacağım.

Kadrolar için yetenek, form ve kişisel beğeni temel ölçütler. Taktikler de kafama göre. İlk olarak İspanya



Yedekler: Valdes, Pepe, Albiol, Abidal, Filipe, Zokora, Van der Vaart, Silva, Kaka, Jesus Navas, Higuain, Fabiano, Ibrahimovic, Aguero, Forlan.
Yedekler biraz ofansif oldu diyorsanız, Toure, Renato ve Cazorla ile istediğiniz forveti değiştirebilirsiniz. Böyle bir milli takım havuzu olan bir menajer olmak şans gibi sayılabilir ama adamın başının etini yerler, "Yok, onu almadın, bunu oynatmadın" diye.

Şimdi bu kadronun en büyük rakibi olan Premier Lig'e geçelim. Bunun kadar "hayvani" bir kadro var karşımızda.



Yedekler: James dermişim. Given, Glen Johnson, Evra, Agger, Vidic, Mascherano, Barry, Fabregas, Modric, Lennon, Dempsey, Ashley Young, Arshavin, Robinho, Torres.

Dün gece Ntv Spor'da bir program vardı gece. Uykuluydum sanırım, Barry Türkiye Lig'inde oynayamaz gibi birşey duydum. Sonra bir de İngiltere takımındaki oyunculardan 4-5 oyuncu hariç Almanya ilk 18'ine giremez diye birşey duydum. Programdaki iki kişiyi tahmin edersiniz heralde. Takım başarısı için tek değişkenin futbolcu kalitesi olduğunu zannedenler var hala.

25 Haziran 2010 Cuma

Kazım Koyuncu

Bu güzel adamla tanışmak isterdim. Tanışmasam bile bir kez olsun konserine gidip, beraber içlenip, beraber coşmak isterdim. Çok bencilce bu söylediklerim ama inanılmaz bir haz alıyorum onu dinlerken. O yüzden bu bencillik. İlk dinleyişim, aramızdan ayrılışının 3 ay öncesine denk gelir. Birçok ailenin canını yakan o lanet hastalığa yakalandığını bile bilmiyordum o anlarda.Acısında bile mağrur ve asildi. Sonra da gitti bir şey demeden. Saygılar...

20 Haziran 2010 Pazar

Yapma Böyle Şeyler Keita

* Arıza topçuların çoğu Afrikalı ya da Güney Amerikalı. Avrupa ve Asya'dan bu kadar dengesiz adamlar çıkmıyor. Keita'ya bakıyorum, yetenek fışkırıyor adamdan ama dengesiz. Futbol olarak de dengesiz, savruk. karakter olarak da. Çirkeflik futbolun içinde az çok var ama bu bokunu çıkartmak oluyor. Yani göğsünü tut yüzün yerine, "profesyonellik" olsun. Olmadı hem de hiç.
* Bu Dünya Kupası'nda zevkli maçlar izlemek için maçların ölüm kalım maçı olması lazım. Yoksa, risk almayan, tırsak futbol devam eder. Hollanda bile defansif oynuyorsa ciddi bir değişim var demektir futbolda.
* Elano'ya nazar değdi. Yine çok oyunda gözükmüyor ama Elano'nun stili bu. Tamamlayıcı oyuncu. Top alışverişi yapabileceği adamlarla oynama fırsatı verirseniz, gayet güzel bir sağ iç elde edersiniz.
* Maicon bu turnuvanın yıldızı şu ana kadar. Ne ararsan var adamda.
* Son olarak vuvuzelanıza da yapacağınız yayına da ....

27 Mayıs 2010 Perşembe

Stoch Transferi ve Galatasaray'ın İhtiyaçları

Stoch transferiyle, transfer sezonunda gaza basılmaya başlandı. Fenerbahçe bireysel anlamda çok iyi bir transfer yaptı.7 milyon, 9 milyon farketmez çok.4 kere izledim sadece ama bazı oyuncular kendini belli eder ya öyle bir adam işte.Genç, milli takımda forma bulan ve Hollanda Ligi'nde kendini kanıtlamış bir adam. Tek sorun ligin sertliğine, basına, ortama alışıp alışamayacağı ve Fenerbahçe oyun şablonuna uyup uymayacağı. 4-4-1-1 veya 4-2-3-1 sisteminde açıkların defansif katkı yapma zorunluluğu 4-3-3'e göre daha fazla.Bu sorun aşılamayacak bir sorun değil, tamamen öğrenme ve öğretme yeteneğiyle alakalı. İzleyip göreceğiz sistemle ve özellikle Santos ile olan uyumunu. Hayırlı olsun diyemeyeceğim, İnşallah ellerinde patlar.

Etik mevzusuna gelirsek, ortada etik olmayan bir şey yok bana göre. Sırf fiyat arttırmak için işin içine girse bir kulüp etik olmaz. Yoksa, bir oyuncu ile birden çok kulüp ilgilenebilir, bir yarış içerisine girersin, alırsın alamazsın orada kapanır olay. Bunu basının gazıyla büyük bir yenilgiye dönüştürmenin gereği yok. Ben Elano-Arda-Keita-Baros dörtlüsünün bozulmaması gerektiğini düşündüğüm için, rotasyona girebilcek başka bir açık ki Kewell olur Gio olur bulunacağını düşünüyorum. Açık kıtlığı yok dünya üzerinde. Hatta gidip yetenekli, genç ve tabii ki karakterli bir Güney Amerikalı bile getirsinler olur benim için.

kıtlık olan yer ve benim sağlam transferler yapılmamsını kabullenemiyeceğim yer, en iyi böyle anlatılacağı için FM tabiriyle söylüyorum, çok iyi bir DM ve çok iyi bir CM ve yine rotasyon için CM'dir. Bunlar alınmadığı sürece ne alırsanız alın bu kadroyla dikiş tutturamazsınız. Stoper söylemedim çünkü Servet, Emre Güngör ve Gökhan Zsn için belirsizlik sürüyor. Servet ve Emre Güngör giderse ki öyle duruoy bu durumda ikinci stoper için elde Gökhan Zan ve Ali Turan kalıyor ki tek kelime ile olmaz. En iyi Türkleri yolladığımıza göre Bir de yabancı stoper yazalım tahtaya. O zaman Neill, DC transferi, DM transferi, CM transferi, Elano, Keita ve Baros ile yabancı hakkımız doluyor. g
Yani, gözüken durum aşağı yukarı şu,

Hali hazırda olanlar,
GK: Aykut, Ufuk, Leo Franco
DR: Sabri - Uğur
DL: Hakan - Çağlar
DC: Neill - Ali Turan
DC: Transfer - Gökhan Zan
DMC: transfer - Mustafa Sarp - Musa Çağıran
CM: Elano - Barış
CM: Transfer - Emre Çolak - Ayhan
AMR: Keita - Serdar Özkan
AML: Arda - Kewell veya Gio
ST: Baros - Mehmet Batdal

Ekleme ya da çıkarmalar tamamen şu an bilmediğimiz transfer bütçesine bağlı.Servet, Topal, Emre Güngör'den kazanılacak tahmini 10 milyon euro ve yönetimin ayırdığı bütçe ile Orta saha için ideal oyuncular bulunabilr mi? Gio maliyeti düşürülüp alınabilecek mi,yoksa boştaki Kewell ile bir sene daha devam mı gibi sorular kafa kurcalıyor.

Veeee evet Dünya Kupası başlıyor. Favorim İngiltere, Plase İspnaya, Sürpriz kamerun :)

3 Mayıs 2010 Pazartesi

Karışık

Mutlu olmak için nelere sahip olmanız gerekir? Çok değişken var ama olmazsa olmazları sayayım. Para, zaman, sağlık, sevgi ve bunların getirdiği özgürlük hissi. Birinin eksikliği bile mutlu hissetmemizi engeller. Tamamlayıcı unsurlar yani. İnsanın en mutlu yıllarının genelde üniversite hayatını kapsaması da bundan.Benim de öyleydi. Çok olmasa da yetecek kadar para aileden geliyor, yetmezse kredi kartı var zaten(kapı kapı dolaşıyorlardı bankacılar 3-4 sene önce). Zaman istemediğin kadar vardı, şöyle ki mal gibi günde 6-7 saat PES ya da FM oynayıp hala gezmeye tozmaya boş zamanım oluyordu. Sağlık desen, çok şükür dirençli bir bünyem var, pek hastalık uğramadı. Sevgi, aşk olmasa da aile, akraba, arkadaş derken sevenlerim vardı ya da öyle olduğunu sanıyordum ve tabii ki gelecek kaygısı denilen şey yoktu. Özgürdüm yani. Boşvermişik havasında olmasa da takılıyordum kendimce.
Şimdi ise bunların hiçbiri yok. Çok düşünmeden bir yol seçtim, ilk ve tek başvurumda, olursa olur tadında bir başvuruydu, kabul aldığım yerde master yapıyorum ya da yapmaya çalışıyorum, okulumu uzattım, çalışmam gerek seneleden 2 sene çaldım, bir öğrenim kredisi daha alıyorum borç yiğidin kamçısı zaten, seneye ilk dönem yine sürünme ihtimalim var sınıflarda, zaman hiç yok, zaman olsa para yok, zaman olsa para da olsa heves yok, bu böyle gider işte. Aşk, lafını bile açmıyorum :) Havalar kötüyken, bu duygularım açığa çıkmıyor da, havalar şimdiki gibi şahaneyken depresif bir hale bürünüyorum. Neyse sağlığım yine iyi çok şükür. O da yeter zaten !!!
Neyse enseyi daha fazla karartmayalım, bu güzel havaların beni mahvetmesine izin vermeden, çalışmam gereken konulara geri döneyim. Askerdekiler gibi şafak saymaya başlıyorum artık. Şafak 44.