27 Ağustos 2010 Cuma

Başlık Bile Atamıyorum

Komplo teorilerine inanmam ama artık bir şeyden çok eminim bu futbolcular yönetimle işbirliği yapıp Rijkaard'ı istifa ettirmeye çalışıyorlar. Bunun başka açıklaması yok. Yönetim zaten geberesice 2012 kriterleri ve üstün beceriksizlikleri nedeniyle transfer yapamıyor ya da yapmıyor. Aldıkları, sattıkları futbolcular ve mali disiplin adına yapamadıklarını söyledikleri transferler vasıtasıyla oynadıkları kumarı kaybettiler. Belgrad'da olmadı Lviv'de oldu.


Takımın en önemli sorunu konsantrasyon. Özellikle yukarıdaki iki isim son iki maçta yaptıkları hatalar ile takımın elenmesinde baş rolü oynamışlardır. Yenilen gollerde, Hakan Balta asistleri, Servet ise kameramanlığa özenmesiyle beni ekran başında çıldırtılar. Bok gibi oynadığın maçta 90 da gol atmışsın, 5 dakika şahlan da savunma yap be arkadaş. Biraz karakter göster, iş saygını göster. Yok arkadaş yok.


Önemli bir diğer sorun ise yukarıdaki arkadaşın temelinde tartışılması gereken saha içi ve dışı liderlik sorunu. Takımda skora isyan eden oyuncu sayısı hakeme isyan edenden az ise ortada bir sıkıntı var demektir. Geriye düşüldüğü, ya da ani bir gol yendiği vakit her oyuncunun eli ayağına dolaşmamalı. 2 sene önce Bordeaux maçı 1-0 dan sonra kenetlenen takım 3-1 öne geçiyor, 5 dakikada acemice 2 gol, yine ne yapacağını bilememezlik durumu uzaktan bir son dakika golü ile gelen tur. Bir sonraki tur Hamburg maçı. Kewell stoper, 2-0 öndesin. Yenilen uzaktan bir gol, morali düşen acemileşen bir takım ve kaybedilen tur. Geçen sene Atletico Madrid maçı. 1-0 dan sonra saçmalayan takım 1-1'i buluyor yine saçmalamaya devam ediyor ve eleniş. Kewell'ın olmadığı maçlarda daha da ortaya çıkıyor bu boşluk. Arda aslında bu durumun farkında, sanırım Hamburg maçından sonra daha fazla karakter göstermemiz lazım diye bir demeci vardı ama kaptan olarak hala bir çözüm üretebilmiş değil ne kendisi ne de takım adına. Cana buna iyi bir çözüm olabilir ama Arda, Müslüman mahallesinde salyangoz sattırır mı (yanlış olan da bu durum zaten) orası meçhul.

Futbolcuya dayalı düzene son diyenler çabuk pes etmiş görünüyor. FR ile olmazsa artık tek yol Magath ya da Van Gaal'i getirip "futbolcuların ağzına sıçan" hoca modeline geçiş olacak sanırım. Ne demişler zaten "Dinsizin hakkından imansız gelir".

20 Ağustos 2010 Cuma

Ciddiyet Sorunu

* Teknikle, taktikle alakalı bir şey değil bu. Beceri ile alakalı da değil çünkü karşınızdaki takım üst düzey bir takım değil ve bizim oyuncularımız da bu kadar yeteneksiz değil. Sağ taraftaki kamu arazisini yol geçen hanı olarak işletmeye açan Ali Turan, ilk golde adamını kaçıran Servet, 2. goldeki dahiyane göğüs müdahalesinin sahibi Hakan Balta biraz daha konsantrasyon, istek ve özellikle Kewell'da fazlasıyla bulunan iş ahlakına sahip olurlarsa bu hataları yapmazlar.

* Dün Mehmet Helvacı tüm suçu futbolculara yükledi. Söylediklerinin temelinde bir yanlışlık yok bence de. Yukarıda söylediklerimle örtüşüyor ama 2 hafta sonra umarım kendi görevlerini yapmış olurlar da aynı sert eleştiriler taraftardan gelmesin.

* Şahan'ın bir skecinde Güvenspor teknik direktörü forvetlerine şut çekme yasağı koymuştu, vurmayınca gol kaçırma da olmuyor diye. Ben de aynısını yönetime söylüyorum. Kimse ile ilgilenmeyin de elden kaçırma da olmasın. Haber çıkıyor, umutlanıyoruz ister istemez. Ledesma, Rosicky, Misimovic haberleri çıktı ortada bir şey yok. Gerçi benim hala Ledesma ve Misimovic transferlerinden umudum var ama neyse. Hayırlısı.

* Şu referandumu hemen yarın yapsak ta bi kafamız rahatlasa. Bu ne lan !

17 Ağustos 2010 Salı

Başladık !

Bu haftayı 4 maçla kapattım. Tottenham - Manchester City, Sivasspor - Galatasaray, Liverpool - Arsenal, ManU - Newcastle maçlarını izledim. Aralarında en iyisi Tottenham - City maçıydı. İki takımın birbirine denk olması ve geçen seneden kalma bir rekabetin bulunması maçı zevkli kılan unsurlar olsa da ilk hafta maçı olması sebebiyle tempo 90 dakikaya yayılmadı ama yine de Allah eksik etmesin böyle maçları.

Tottenham'ın klasik 4-4-2 si ile City'nin 4-3-3 ü kapıştı. City'nin öncelikle ciddi bir zamana ihtiyacı var. Kolarov, Boateng, Silva, Balotelli, Yaya Toure ve olası Milner transferlerinin takıma adaptasyon süreci City'nin ilk üç yarışına ortak olup olamayacağını gösterecek. Özellikle Milner transferi çok öenmli. De Jong, Yaya ve Barry ortasahası Mancini'nin ürkek anlayışıyla birleşince yeterli ofansif etkinliği gösteremedi. Ireland da Mancini tarafından düşünülmediğine göre bu transferin önemi ortaya çıkıyor. Silva solda başladığı maçta zaman zaman Wright - Philips ile yer değiştirerek etkinlik sağlamaya çalıştı ama Wright Philips solda olmuyor.
Tottenham ise Modric - Huddlestone ikilisi ile baskı kurup top kapabildiği ilk yarım saatte Bale - Ekotto ikilisinin iyi oyunuyla City kalesini ablukaya alsa da maçın adamı Joe Hart ile karşılaştı. Harika bir kaleci performasıydı. Dawson - King ikilisinin ortasahayla yaklaşamadığı zamanlarda bu oyuncuların ağırlıkları Tottenham'ın başına iş açabilir.

Şimdi bu maçı izledikten sonra tutup Sivas - Galatasaray maçını izlemek olmuyor işte. Bakmayın siz spikerlerin tempolu maç dediğine. Topun amaçsızca karşılıklı olarak hızlıca gidip gelmesine tempo diyorlar çünkü. Galatasaray'ın ezberlenen ortasaha yerleşim sorununa sağ açık yokluğu da eklenince zor maç oldu bizim için. Güç ve istek olarak da Sivas ağır basınca yenilgi geldi. Ali Turan kötüydü, ilk maçı fazla eleştirmek istemiyorum ama stoper pozisyonu için düşünülmesi daha iyi olur sanki.

Liverpool - Arsenal maçı ise beklentilerimin altında kaldı. Arsenal ve ManU' yu Liverpool ve Chelsea'den ayıran özellik ne oynadıklarının belli olması ve bunu mükemmelleştirmeye çalışmaları. Chelsea de yavaş yavaş bu takımlara yaklaşıyor ama Liverpool2u ben nedense bir tutarlılık içinde göremiyorum. N'gog garip adam. Inzaghi'ye benziyor stili sanki. En azından bende uyandırdığı his o. Rosicky de Arsene Wenger'den söz almış oynamak için ama Wilshere ve Nasri kendisinden önce tercih ediliyor. Duy bu sesi Rosicky gel buraya 40 maç oynarsın :) Diaby çok iyi futbolcu, Joe COle ve Reina da sakar futbolcu.

Yukarıda da söylediğim gibi ManU da her zaman oynadığını oynadı. Kadroya baktığınız zaman anlıyorsunuz ne olacağını. Ya Rooney- Berbatov ikilisi ile 4-4-2 ya da Berbatov'un yerine Park Ji Sung veya Carrick ile 4-2-3-1. Ondan sonrası ortalama bir ManU seyircisinin tahmin edeceği şeyler.

13 Ağustos 2010 Cuma

Başlıyor !

Vallahi spordan başka bir zevkim yok. Çok değiştirmeye çalıştım ama yok olmuyor. Film izlerim ama çok kaptıramam kendimi. Bilgisayar oyunlarından sporla alakalı olmayanları da oynamıyorum. Herhangi bir müzik enstrümanı çalamıyorum ve ilgi de duymuyorum. Yıllardır bu böyle. Öküzlük mü bu diye de düşünmeden edemiyorum ama ne yapayım içimden gelmiyor arkadaş. Ufakken de en önemli oyuncağım futbol topuydu. Araba, silah gibi oyuncaklar hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Sabah top oynamaya bir çıkardık arkadaşlarla akşam eve zor sokarlardı. Sıkılmazdım hiç, şimdi de sıkılmıyorum. Geçen Ramazan Bayramı tatilinde 7 günde 6 halı saha maçı yaptım. Halı saha maçı var deyince biri reddemiyorum. Yorgun olduğumu bile bile ağzımdan istemsiz bir şekilde "gelirim" çıkıyor. Aynı şekilde öğlen yemek yemeyip ya da otobüse binmeyip artırdığım paralarla top, futbolcu kartı, spor gazetesi veya dergisi almışlığım da çok.
Nereye bağlayacağım yukarıda anlattıklarımı. Tabii ki liglerin başlamasına. Türkiye ve İngiltere ligleri bu hafta başlıyor. Her ne kadar Galatasaray'ımız transferde gecikse de umut dolu bir sezona daha başlıyoruz. Güzel futbol temelinde başarılı bir sezon geçiririz inşallah.
Oleeeeeeeeey oley oley oley, Şampiyon Cimbombooooooooooom.

10 Ağustos 2010 Salı

Yersen !

Şu boşlukta siyasi miting bile izler hale geldim.

Tarih: 05/08/2010
Yer: Aydın.

Başbakan, "Adnan Menderes" temalı konuşmasıyla beni ve muhtemelen milyonlarca kişiyi Bülent Arınç'tan bile fazla ağlatma başarısı gösterdi.

Tarih: 10/08/2010
Yer: Trabzon

Başbakan bu sefer ahlak dersiyle karşımızda. Kaset skandalı ile ilgili eş aldatmanın ahlaksız kişiler tarafından yapılan aşağılık bir tutum olduğunu söyledi ki bence de öyle. O yüzden "Helal olsun, yürü be!" diyecekken aklıma Aydın mitingi ve merhum Adnan Menderes geldi de sustum. Benim utandığım kadar konuşmacı da utandı mı acaba?

Sömür bakalım sömür.