
Son üç senedir o kadar transfer yaptık. Net bir şekilde söylüyorum, Kewell, Keita, Elano gibi transferler aniden patlamasına rağmen, en heyecanlandığım transfer budur. İlk defa formamın arkasına isim yazdırmışımdır. Yetenek olarak da hepsinden üstün görüyorum Lincoln'u ama yetenek her zaman kar etmiyor ne yazık ki.2 milyon euro + % 50 satıştan pay doğruysa, fazla bir zarar ettiğimiz söylenemez. 4.5 milyon euro'ya alınan bir oyuncudur sonuçta. Yıllık ücret ne olacak derseniz, Lincoln'un hatası kadar teknik idari yönetimin de hatta taraftarın da hatası var derim.
Lincoln'ün hatası daha doğrusu eksikliği kırılgan yapısı. Beş maç esip gürleyen adam Feldkamp tarafından Hakan Şükür ile birlikte kadro dışı kalınca kaybolup gitti o sene. Çünkü hocaya taktı, kafayı, samimiyetini kaybetti, silemedi o yargıyı kafasından. Ya da maç içinde kendisine yapılan bir faul verimeyince, kafayı hakeme takar onunla oynar vs. Yere de çok atlar tipik bir Brezilyalı olarak. Yönetim ne yapamamıştır, Feldkamp, Türk oyuncular ve Lincoln arasındaki kopukluğu bir türlü çözememiştir. Taraftar olarak biz ne yapmışızdır, oynamadığı zaman bile ıkınmışızdır Lincoln diye. Ben de bağırdım çok ama yanlıştı. Çünkü, herkes olgun değil bu sevgi gösterisini kaldırabilecek kadar. Ya da taraftarın Arda, Servet, Lincoln arasında bir ayrım yapmayacağını bilemez. Taraftarın çoğu zaten iyi oynadığı için değil, motivasyonunu sağlayamadığından taraftar sevgisiyle Lincoln'ü kendine getirmek istediğinden bağırmıştır.
Lincoln'ün Galatasaray kariyerini gözden geçirelim. Lincoln'ün futbol karakterinin bir sonucu olarak ya iyi ya kötü maçlar çıkarmıştır. Ortasını hatırlamıyorum. Ya gözümün pasını silmiştir, ya da fiziki ya da psikolojik yetersizliklerinden dolayı silik bir görüntü çizmiştir ama kötü oynadığı maçlarda bile estetik oyunundan bir şey kaybetmemiştir. İlk maçlar fırtına gibi esen Lincoln, uzaktan goller, asistler ki bunlar takıma yeni gelmiş özellikle bir yabancı futbolcu için takım arkadaşlarına kendini kabul ettirmek için çok önemli, mutlu mesut bir adam. Derken Beşiktaş maçı, Lincoln - Hakan Şükür - Feldkamp üçgeni, üstüne sakatlık derken küüüüüüt. Lİncoln yok. Ama bu zamanda bile kritk Gençlerbirliği maçında 88 de golü atıp maç kazandırmıştır. Sonra Feldkamp gider, 11 Metin efsanesi ile şampiyonluk gelir.

2008-2009 sezonu ile birlikte taze bir başlangıç yapma fırsatı gelir Lincoln'e. Yanına da Kewell ve Baros takviyesi yapılır. İlk maçlarda iyileşeceğinin sinyallerini verir. Çünkü, isteksizlk halini üstünden atmış, tam istediklerini yapamasa da kıpırdandığını görmek siteyene göstermiştir. Sonra artan fiziki gücü ve öndeki dörtlünün kalitesi ile şova başlamaıştır artık. O araya attıkça, Baros kaleye atıyor, Benfica, hertha, Olimpiakos geçiliyor ligde de seyir zevki yüksek, bol gollü maçlar serisi Üç Ankara serisi ile tavana vuruyordu. SOn maçta Beşiktaş'ı Lincoln'ün şovu ile dörtleyen takım devre arasına ümitvar giriyordu.

Sonra bir Gümney Amerika - afrika ortak yapımı "geç gelen futbolcu" filmi devreye girdi. Sivas deplasmanında mağlubiyet, yine Sivas'a kupadan eleniş, Lİncoln'ün kırmzı kart gördüğü Kayseri maçındaki son dakikada yenilen golle alınan beraberlik, Antalya ve Taner Gülleri pardon KOcaelispor derken suyu zaten sıcak gelen Skibbe gönderildi, erken olduğu bile bile Bülent Korkmaz geldi. Büyük kaptan, genç hoca da ilk işim disiplin yakarım moduna geçince Lincoln de devreler yine yandı.Devreler yanınca ortaya çıkan kalp ile beyin arasındaki temazsızlık yine isteksiz, ruh gibi dolaşan Lincoln'e döndü sonrası da 6 aylık boşluk ve Palmeiras.
Sonuç olarak Lincoln iyi futbolcu mudur? Kesinlikle evet. Hayır diyen Hamburg maçındaki 2. golde topun üstünden atlayan zekaya, Beşiktaş maçındaki baros'a attırdığı gole, paslarda ve top kontrollerindeki estetiğe baksın. Büyük futbolcu mudur ? Orası hayır işte bence. Çünkü bu kadar duygusal ve çabuk demotive olan birinden büyük futbolcu olamaz ama yine de LINCOOOOOOLN LINCOOOOOOOOOLN.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder