28 Nisan 2010 Çarşamba

Taraftarlık

Okuduğum bloglarda yazılar kadar yorumları okumaya da vakit ayırıyorum ve gördüğüm manzara karşısında dehşete kapılıyorum. Messi - C.Ronaldo ve Lebron-Kobe karşılaştırılmaları ne zaman yazı konusu olsa, "beğenmediğini yerin dibine sokma" ekolünün bireyleri ortaya çıkıyor bir anda ve yorumlar "X adam değil", "Y kendini yere atıyor", "Onu hakemler kollmasa görürüm ben" vs. ekseninde sıkışıyor.. Bunun sebebi kadar kafama takılan bir başka şey da Türkiye'de yaşayanların nasıl yurtdışındaki bir takıma bu kadar bağlılık gösterebildikleri.Önce bu konudan başlayayım.
Bağlılık gösterebildikleri dedim çünkü sempati duymak ile bağlılık göstermek farklı şeyler. Ben de Valencia'ya, Milan'a, Dallas Mavericks'e, Werder Bremen'e genel anlamda da hücum futbolu oynayan tüm takımlara sempati duyarım. İsterim başarılı olmalarını ama başarısız olduklarında Galatasaray'daki gibi acı duymam, kafayı takmam. Özellikle Barca-Real maçlarından önce ve sonra o kadar agresif yorumlar okuyorum ki, sanırsın adamlara ertesi gün arkadaşı gelip "nasıl koydu lan Pedro diyecek", dışarıda Barça formalı en az 20 adam görüp siniri bozulacak, ertesi gün medyasında her yeri bordo mavi görecek. Ben mi duygusuzum, arkadaşlar mı duygusal orasını bilemiyorum. İddaa oynadığım zaman çok fanatik olabiliyorum ama orada motivasyon farklı.


Gelelim yerin dibine sokma geleneğine. Şimdi evet Messi dünyanın en iyi futbolcusu. Bence de öyle ama bu Ronaldo, Rooney, Gerrard daha iyi diyen adamla ya da benim 2 sene önce savunduğum gibi Kaka en iyi diyen adamla dalga geçmeyi gerektirmez. Hatta biri gelir en vazgeçilmezi Essien onun için Essien der ona da eyvallah derim. Yok Ronaldo artiz, sahtekar, Rooney hırçın, bencil, Kaka sakat,istikrarsız falan filan. Gören de Messi'yi aziz sanacak. Hakemlerin kolladığı Real Madrid'in ezeli rakibi Barcelona, ki hakemler takım eyırt etmeden büyük takımların lehine hataları daha fazla yapar, 1 haftadır 3. gol ofsayt diye ağlıyor. Geçen sene ne diyordunuz Chelsea maçından sonra. Olsun, Barca güzel top oynuyor, Chelsea futbolu çirkinleştiriyor zaten. Chelsea - ManU finali sıkıcı olurdu. O zaman şimdi de Mourinho güzel demeç veriyor o yüzden ben İnter'i finalde görmek iatiyorum. Basın toplantısı daha zevkli geçer. Bir tarafta Van Gaal bir tarafta Mourinho.


Aynı şeyi LeBron - Kobe ikilisinde de görüyoruz. Ben son 4 senedir detaylı takip etmiyorum NBA'yi. İşi LeBron - Kobe düellosına çevirmek zaten NBA yönetiminin taktiği ki gayet normal. Ben ikisini de hayranlıkla izlemekteyim. Tıpkı Wade, Derrick Rose, Nowitzki ve adamım Steve Nash gibi. Hepsinin oyunlarının farklı yönlerine kapılıp öyle izliyorum maçları. Karşılaştırma yapıp şu daha iyi diyenler de olabilir ama LeBron ya da Kobe çok abartılıyor, ya da Kobe koyar, LeBron ağzına sıçar tarzı cümleler duyarsam göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor olmasaydı sonumuz böyle diyoum. Sözün özü birini ötekileşirmeden(bu kelimeyi de kullandım ya cümle içinde artık ölsem de gam yemem), gerekçelerimizi söyleyerek derdimizi anlatısak daha güzel oloacak sanki herşey.
Ve Milan sempatizanı olsam da bu gece Forza Inter diyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder