13 Eylül 2010 Pazartesi

Referandum Sonrası

* "Hayır" verdik, "evet" çıktı. Umarım kaygılarım ve korkularım yersiz çıkar. Başka diyebileceğim bir şey yok. Başbakan'ın referandum sonrası 2007 konuşmasının bir benzeriyle sahneye çıkması da korkularımı arttırmıyor değil. Hepinizi kucaklayacağım derken yanlış anlamışız 2007'de. Bunda da olmasın aynı şey. Hayırlı olsun faslından sonra aferinlerini sırayla yolladı, Gülen cemaati benimdir senin neyine vurgusu ayrıca önemli, ve aferin almayanların meraklı bekleyişleri başladı.

* Söylemek istediğim bir başka şey ise referandumun yöntemsel yanı üzerine. Referanduma "milletin tercihi" ile hak ettiğinin üstünde değer verildiğini düşünüyorum. Çoğunluğun tercihi daha doğru bir tanım. Yazacaklarımdan sonra "faşist" ve ya "elitist" damgası yiyebilirim ama doğrularım böyle, dolayısıyla yazıyorum.

* Ben hukukçu değilim. Teknik detaylara hakim olmam mümkün değil. Sadece bu konulara hakim olanların görüşlerini okuyup, kendime göre yorum yapabilirim. Bunu seçimden önce de söylediğim için rahatlıkla yazıyorum. Referandum çağ dışı olmaya aday bir yöntemdir. Çoğulcu demokrasi, katılımcı demokrasi diye inim inim inlerken %50 + 1'in, %50 - 1'e üstünlük sağladığı bir sistem ile bunlardan bahsedemezsiniz.Ayrıca referandumun özünde de zırt pırt uygulanması yok. Halkın seçtiği milletvekilleri ve hatta tüm siyasi aktörler birlikte çalışarak, tartışarak uzlaşmayı sağlamak için çalışırlar. Uzlaşmanın gerçekten ama gerçekten sağlanamadığı, sistemin kesinlikle tıkandığı yerde artık bir karar verme gerekliliğinden doğması gerekir referandumun.
Ha diyeceksiniz seçtiklerimiz ne kadar donanımlı da onlara bırakıyoruz. O da doğru diyeceğim ama uygun koşulların sağlandığı varsayımıyla yazıyorum bunları. Yoksa sorun eğitim şarta dönecek yine.

* Kazanan - kaybeden hikayesi için şu yazı yeterli. Benim seçimlerin en çok sevdiğim yanı işin matematiği. Her ne kadar bu parti oylaması değil deseniz de iş oraya döndü. AKP + SP + BBP + MHP'den koparılan cemaat oyları eveti oluştururken, CHP + MHP + DSP - MHP'den koparılan cemaat oyları hayırı oluşturdu. DP burada kapalı kutu. Parti "hayır" dese bile tabanı ile ne kadar örtüştüğü belirsiz. DP ile birlikte diğer partilerin de eşit dağıldığını varsaymak çok büyük bir hata doğurmayacaktır. Bu durumu il il 2009 yerel seçim il genel meclisi sonuçlarını baz alarak karşılaştırarak da görebiliriz.

* MHP'nin yaşadığı kayıpların en belirgin olarak görüleceği yerler MHP'nin kalesi olarak bilinen iller ama önce kendi memleketim için yapayım bu hesabı. Hayır oyları için CHP + DSP + diğer parti oyları/2 toplanınca % 16.62 çıkıyor. Çıkan hayır oyları ise % 27.44. Yani son yerel seçimdeki %23.66 lık MHP oylarından yaklaşık % 11 lik kısım hayır vermiş. Bu da MHP oylarının yarısının evete gittiğini gösteriyor. Bu örnekteki rakamlar tabii ki sağlıklı değil ama fikiri net olarak gösterdiği için önemli. Yine bir başka örnek MHP'nin nispeten güçlü olduğu Erzurum. % 87 ile gerçek anlamda "evet" rekorunun kırıldığı Erzurum'da yerel seçimde CHP + MHP + DSP + Diğer partilerin yarısı toplamı % 26.5. Çıkan hayır oranı % 13.06. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

* Kazananlar Gülen cemaati, AKP, BDP. CHP ne kazanan ne kaybeden tarafta sadık seçmeniyle umudunu koruyarak yoluna devam ederken, MHP kesinlikle kaybeden taraftadır. Öncelikle açılıma rağmen tabanı ile yaşanan kopukluk, cemaat baskısının parti içindeki gücünün sanıldığından fazla çıkması ve referandum sürecindeki suya sabuna dokunmayan tavrı ve eskiden hilal olarak adlandırılan bölgedeki hakimiyet kaybının 2009'dan sonra tescillenmesi büyük sorun. Bu durum MHP'de bir değişim ile atlatılabilecek mi yoksa asansör parti hüviyetine geri mi dönülecek göreceğiz. Ben her zaman mecliste kalmalarını diliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder